Marka vizyonu ve misyonu olan her girişimci için olmazsa olmazlardan en önemli unsurdur. Bir ürünün üretimi için iş gücünüz, makine parkınız ve maddi imkanlarınız olabilir. Ama tescilli ve korunan bir markanız yoksa aslında hiç bir şeyiniz yok demektir.

Üreten insan doğası gereği elindekini korumak ve ürettiğinden kar elde etmek isteyecektir. Pek çok girişimci ve buluş sahibi kendisinin olan fikirlere sahip çıkamamak nedeniyle büyük fırsatlar kaçırabilmektedir.

Tüm girişimciler için markalaşma üstünde önemle durulması gereken bir konudur. Ticaret yaşamında üretimden çok, üretilenin satılması ve pazarlanması daha önemli olduğu biliniyor. Ürünün tanınırlığı, yaygınlığı ve arzu edilebilirliği tüketici için ayırt edici özelliklerdir.

Türkiye de en büyük eksiklik markanın öneminin henüz anlaşılamamış olmasıdır. Yoğun rekabet ve modern ticaret koşulları markanın tescilini ürün fikri ortaya çıkarken gerekli kılıyor. Türk girişimcilerin araştırma ve geliştirmenin önemini her geçen gün daha fazla idrak ettiğini görüyoruz. Ancak bu durum henüz Ülkemizdeki marka ve patent başvurularına yansımış değildir. Türk girişimcilerinin dünya pazarlarında tutunabilmesi ve zorlu rekabet ortamına karşı koyabilmesine markalaşma sayesinde ulaşabiliriz.

Marka oluşturmak tam anlamıyla bir yatırımdır. Markanın hedef kitlesinin belirlenmesi, reklamlar, kurumsal kimlik çalışmaları ve diğer tanıtım araçlarının hazırlanması tam bir özveri ve emek istemektedir. Bu özveri ve emek markanızın beğenilmesi ve tüketiciler tarafından aranır hale gelmesi durumunda markanız artık şirketinizin sermayesi haline gelecektir.

Girişimcilerin ürettikleri hizmet ya da ürünlerin birbirinden ayrılmasında ve pazarda yer edinmelerinde en önemli faktörlerden taşıdığı marka, ürün yada hizmetin kalite, fiyat gibi unsurların yanında tüketici tercihlerinden önemli rol oynuyor.

Girişimcilerin büyük emek ve kaynaklar ayırarak oluşturdukları markaların başarılı olmaları halinde karşılarına taklit gibi ciddi bir sorun çıkıyor. Bazı firmalar ya da kişiler ürün veya hizmetin bu başarısına taklit yoluyla ortak olup, haksız rekabet yaratıyor. Unutulmamalıdır ki taklitle mücadelenin ilk adımı kullanılan markayı tescil ettirmektir.

Aslında yapılacak iş çok basit, her şeyden önce yatırım yapacağımız markayı belirledikten sonra o markanın ticaret yapacağımız ülkelerde tescilli olup olmadığını araştırmak. Eğer tescilli değil ise marka tescil başvurusunda bulunarak, gönül rahatlığı ile markanız için yatırım yapmak. Şayet tescilli ise ve tarafınızdan eskiye dayalı kullanım iddiası yok ise hiçbir girişimde ve yatırımda bulunmadan marka ismini değiştirmek. Böylelikle karşılaşacağınız çok ciddi riskleri bertaraf etmiş olursunuz.

Özlediğimiz ticaret hayatına bilgimizle ulaşabiliriz. Unutmayın bilgi güç kaynağıdır.