İNOVASYON VE PATENT İLE KATMA DEĞER ÜRETMEK Patent, temelde devletin, yenilikçi insanlara, yaptıkları yenilikleri açıklamaları karşılığında, hem taklitlerden engellemek için, hem yenilikçileri ödüllendirmek için, hem de bilgiyi yayınlaştırmak için verdiği hukuki bir “tekel hakkıdır”. 20. Yüzyıl başlarında bir Amerikan Patent Ofisi başkanının “Artık icat edilecek her şey icat edildi, dolayısı ile patent ofisine gerek kalmadı!” demesine karşın son 20 yıldır patent başvurularında büyük bir artış var. Dünyada ortalama yılda 1.500.000 adet patent başvurusu yapılıyor ve bu sayı her yıl daha da artıyor. Patent başvuruları artık sadece buluşçuları desteklemek için değil, firmaların yaptığı inovasyon yatırımlarını korumak ve rakipleri engellemek için yapılıyor. Firmalar, bilgi ekonomisine dahil oldukça patent ve diğer fikrî mülkiyet hakları çok önemli bir yer alıyor.

İkinci dünya savaşından sonra üretim ekonomisi rekabet avantajıydı. Yani bir şeyi üretebilen daha rekabetçiydi ve daha çok kazanıyordu. 80’li yıllarda bu kural kalite sistemlerinin gelişmesi ile değişti. Artık bir şeyi üretmek yeterli değil bir şeyi kaliteli üretmek gerekiyordu. 90’lı yıllarda tam zamanında üretim, 6 sigma gibi rekabet araçları sisteme dahil oldu. 2000’li yıllarda ise inovasyon artık kendini daha da öne çıkarttı. Elbette ki üretim mükemmeliyeti, kalite sistemleri, 6 sigma vb gibi araçlar halen önemli. Ancak inovasyon artık temel bir farklılaşma ve rekabet aracı oldu. İnovasyonun bir çıktısı olan başta patentler olmak üzere fikrî mülkiyet ise artık olmazsa olmaz bir rekabet aracı.

PATENT VE ÖNEMİ

Burada en önemli konu katma değer üretmek ve bu katma değeri patent ile paraya dönüştürmektir.

Katma değer üretmek için temel şart patent değil, yenilikçi olmaktır. Ancak yenilikçilik faaliyetleri sonunda elde edilen değerleri paraya dönüştürmek için patent şarttır. Bunu bir çok firmanın başarı hikayesinde görebiliriz.

  • 90’lı yıllarda Amazon ilk kez internetten kitap satışına başladı. Bu yenilikçi yöntemi patentledi. Amazon’dan sonra Amerika’nın en büyük kitapçısı olan Barnes &Noble bu patent yüzünden 4-5 yıl internetten kitap satışı işine giremedi. Tüm bu yıllarda Amazon hızla “paraları topladı”. Çünkü devlet ona yaptığı yenilik için ödül olarak bir tekel hakkı olan patent vermişti.

  • Blackberry firması akıllı telefonlar yaygınlaşmadan önce özellikle iş hayatı için elzem olan email gönderip alma ile ilgili sahip olduğu patent sayesinde en az 3-4 yıl pazarın lideri oldu.

  • Playstation sahip olduğu patent sayesinde pazarda uzun yıllar tekeldi. Son yıllarda X-box ve Wii farklı teknolojiler geliştirerek ancak rakip olabildiler.

  • Hızlı fotoğraf çekimi konusunda dijital fotoğraf makineleri çıkmadan önce dünyada tekel olan Polaroid uzun yıllar bunun ekmeğini yedi. 1985’te Kodak bu sistemi yapmaya kalkınca Polarodi ona dava açtı ve kazandı.

  • Toyota otomobil fabrikalarının kurucusu Sakichi Toyoda ilk olarak tekstil makineleri yapıyordu. Bu tekstil makinelerinin patentlerini bir İngiliz şirketine sattı ve elde ettiği gelirle Toyota firmasını kurdu.

Dünya’da patente dayalı binlerce başarı hikayesi vardır. Ama burada üzerinde durmak istediğimiz temel nokta katma değer üretmek, bu katma değeri patentle paraya çevirmektir.